Teknolojik cihazlar, elektrikli araç bataryaları ve yenilenebilir enerji altyapılarının temelini oluşturan kritik mineraller, günümüzün küresel jeopolitik dengelerini derinden etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Karada bulunan maden yataklarının hızla tüketilmesi ve tedarik zincirindeki kırılganlıklar, bilim insanlarını alternatif çözümler aramaya itiyor.

DENİZ SUYUNUN GÜCÜ
Bu çerçevede, ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Pacific Northwest National Laboratory (PNNL) araştırmacıları tarafından yapılan heyecan verici bir açıklama dikkatleri üzerine çekti. Bilim insanları, dünya genelindeki deniz sularının yalnızca binde birinin, yani yüzde 0,1'inin verimli bir şekilde işlenmesi halinde, insanlığın kritik mineral ihtiyacının 50 bin yıl boyunca kesintisiz bir şekilde karşılanabileceğini ortaya koydu. Deniz suyunda büyük mineral potansiyeli bulunmasına rağmen, en büyük güçlük bu elementlerin aşırı derecede seyreltilmiş olmasıdır. Örneğin, olimpik bir yüzme havuzunu dolduracak kadar olan 2,27 milyon litre deniz suyunda sadece 0,42 kilogram lityum ve neredeyse yok denecek kadar az, 0,00095 kilogram nikel mevcutken, aynı miktarda su tam 2.980 kilogram magnezyum içermektedir.
YENİ TEKNOLOJİLERİN YOLCULUĞU
Bu yoğunluk farkı nedeniyle araştırmacılar, ABD’nin tamamen dışa bağımlı olduğu magnezyumu merkeze alan







