Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması'na ait nükleer bir denizaltıdan Pasifik Okyanusu'na gerçekleştirilen balistik füze denemesi, bölgede askeri hareketliliği ve diplomatik yankıları artırdı. Resmi Xinhua Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, Pazartesi günü saat 12:01'de uluslararası sulara doğru sahte bir savaş başlığı taşıyan füze ateşlendi. Ajans, füzenin belirlenen hedefe tam isabetle ulaştığını ve bu fırlatmanın Pekin'in rutin askeri eğitimlerinin bir parçası olduğunu, herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirtti.
GÜÇ GÖSTERİSİ VE BÖLGESEL ENDİŞELER
Bu test, Pekin'in Eylül 2024'te Fransız Polinezyası yakınlarına gerçekleştirdiği ve kırk yıl sonraki ilk kıtalararası balistik füze denemesi olarak kayıtlara geçen stratejik atışından bu yana bölgedeki ilk benzer faaliyet olma özelliği taşıyor. Analistler, nükleer cephaneliğin deniz tabanlı unsurunu sergileyen bu denemenin, Pekin'in komşuları üzerinde güç gösterme kararlılığını yansıttığını, ancak bunun bölge ülkelerini Çin'in yörüngesine çekmek yerine, tam tersine savunma bağlarını daha da derinleştirmeye iteceğini öngörüyor.
NÜKLEER ÜÇLÜ HEDEFİ VE MÜTTEFİKLER ARASI İŞBİRLİĞİ
Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Ely Ratner, Pekin'in bu kararlılığının Asya'daki ABD müttefiklerini birbirine daha da yakınlaştırması gerektiğini vurgulayarak, testin Çin'in nükleer modernizasyonunun hızını ve kapsamını gözler önüne serdiğini belirtti. Eurasia Group'tan Jeremy Chan ise Çin'in genişleyen cephaneliğinin zaten bölgesel hükümetleri bir araya getirdiğini ve bu denemenin endişeleri daha da artıracağını dile getirdi. Chan, Çin'in bu fırlatmayı ikinci vuruş nükleer kabiliyetini test etmek için kullandığını ve karadan yapılan denemenin ardından sıranın havadan yapılacak bir füze denemesine gelebileceğini öngördü. Bu gelişmelerin Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Filipinler gibi ülkeler arasında ortak eğitim, silah satışı ve savunma harcamaları konusunda iş birliğini artırması bekleniyor. Pekin'in uzun süredir karadan, havadan ve denizden savaş başlığı fırlatma yeteneğini kapsayan "nükleer üçlü" bir güç sistemi oluşturma hedefinde olduğu biliniyor.








