• ceylan hafriyat
EKONOMİ
Yayınlanma : 18 Eylül 2026 10:38

Bodrum Ticaret Odası Başkan Adayı İbrahim Akkaya: “Biz insan yarıştırmıyoruz, bir anlayış ortaya koyuyoruz”

Bodrum Ticaret Odası Başkan Adayı İbrahim Akkaya, 21 yıllık Ticaret Odası deneyimini Bodrum’a kazandırmak istediğini belirterek, “Biz insan yarıştırmıyoruz. Benim bir iddiam var; bu tecrübeyi Bodrum’a bir kazanç olarak iade etmek istiyorum” dedi.
Bodrum Ticaret Odası Başkan Adayı İbrahim Akkaya: “Biz insan yarıştırmıyoruz, bir anlayış ortaya koyuyoruz” Bodrum Ticaret Odası Başkan Adayı İbrahim Akkaya: “Biz insan yarıştırmıyoruz, bir anlayış ortaya koyuyoruz”

Bodrum Ticaret Odası’nda 4 Ekim’de yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde başkan adayları çalışmalarını sürdürüyor. Seçimde Erdem Ağan mavi listeyle, İbrahim Akkaya ise beyaz listeyle yarışacak. Akkaya, 21 yıllık Ticaret Odası deneyimini Bodrum’a kazandırmak istediğini belirterek, “Biz insan yarıştırmıyoruz. Benim bir iddiam var; bu tecrübeyi Bodrum’a bir kazanç olarak iade etmek istiyorum” dedi.

 

Bodrum Ticaret Odası Başkan Adayı İbrahim Akkaya, 4 Ekim’de gerçekleştirilecek seçimler öncesinde adaylık sürecini, 21 yıllık oda deneyimini, meslek komitelerine ilişkin projelerini, gençlerin ve kadınların temsilini, yerel üretim ve tarım politikalarını, turizmin geleceğini, konutlaşma baskısını ve seçim sonrasına ilişkin hedeflerini anlattı.

 

Akkaya, Ticaret Odası’nın yalnızca üyelerinin aidatlarını toplayan bir kurum olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederken, yeni dönemde “Tüccarlar Masası” anlayışıyla daha katılımcı ve kurumsal bir yapı oluşturmayı hedeflediğini söyledi.

 

“21 yıllık tecrübemi Bodrum’a iade etmek istiyorum”

 

Aday olmanıza vesile olan ya da aday olmanıza sebep olan neydi? Niye aday oldunuz?

 

Bir birikimim var. 21 yıllık bir tecrübe var ve çok aktif olarak çalıştım. Bunu benim söylemem bazen benim kulağıma da fazla geliyor. Siz bunu aslında mevcutta ve daha evvelki dönemde birlikte görev yaptığım yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma da söyleyebilirsiniz.

Ben 1024 tane yönetim kurulu toplantısı yapılmış. Katılmadığım toplantılar parmakla sayılır. Gündeme gelen, odanın ya da toplumun karşılaştığı sorunların tamamıyla ilgili yazı yazmışım.

Sonra Muğla ortak toplantıları var. Onların hepsine gitmişim ve bir bildiriyle gitmişim, ilgili raporlarla gitmişim. Ankara'da genel kurul delegesiydim. Her türlü toplantıya gittim.

Bodrum sorunlarının, Bodrum Ticaret Odası’nın sorunlarının Ankara ve Muğla bürolarında anlatılması için bulundum. Bu süreçte hem anlattım hem de öğrendim. Bodrum'un değişimine, gelişimine şahit oldum, kayıt tuttum.

Bunları bu toplumun kaynaklarıyla da bir şey oldum. Eğitimli bir insanım. Bunu şimdi Bodrum'a, güzel Bodrum'a iade edeceğim.

Nasıl yapacağım? Benim tespitim çok basit. Böyle uzun uzadıya, dünyayı kurtaracak halimiz yok.

 

Bodrum Ticaret Odası'nda başkan olacağım ve söz veriyorum; Bodrum'dan Türkiye'ye örnek bir ticaret odası yapacağım.

 

Şiarım da şu: Daha çok genç, daha çok kadın, daha çok eli taşın altında olan, sorunların içinde bulunan, bu ceremeyi çeken, Bodrum'un gelişmesine katkıda bulunan insanlardan oluşan meslek komiteleri oluşturmak.

Onların seçtiği meclis, onların seçtiği yönetim kurulu ve onların lideri olarak kişilere bağlı olmayan bir yapı kurmak istiyorum.

Yani İbrahim Akkaya'nın dönemi, vakti, enerjisi belli. Ama bunun ötesinde bir kurum kültürü oluşturmak, bir süreç silsilesini tarif etmek ve bildiklerinden hareketle yönetim kurulu ve meclis üyelerinin her birini sanki yönetim kurulu başkanı gibi işlerin içine yaymak istiyorum.

Böylece örnek bir ticaret odası yaratabileceğimiz hülyasıyla ben bu işe girdim.

 

“Sorunlarımızdan biri yaptıklarımızı halka anlatamamış olmamız”

 

 

 

 

Bodrum'da uzun yıllardan beri Ticaret Odası’nın biraz kendi içerisine kapanık olduğu yönünde eleştiriler var. Turizm kentinde çok sayıda sorun yaşanıyor. Hem kentin sorunlarına daha fazla müdahil olma hem de şeffaflık açısından nasıl bir yönetim izleyeceksiniz?

 

Şimdi o doğru bir tespit değil, emin olun.

 

Bodrum Ticaret Odası 21 yıldır, bunu vallahi billahi hesabı olarak söylemiyorum, arzu ederseniz o dokümanları da size takdim edebilirim; Bodrum toplumunun, yalnız Ticaret Odası üyelerinin değil, Bodrum'un karşılaştığı her türlü sorunla ilgili bir yazısı, çizisi ve takibi vardır.

Bunu Sayın Kocadon'la birlikte yaptık. Gitmediğimiz bakanlık yok.

Geçen gün arşivlere bakıyorum, Milli Eğitim Bakanlığı'na yazı yazmışız. “Siz sınavları, okulları böyle açıp kapatıyorsunuz, turizm etkileniyor” diye yazmışız.

Otogarın yeriyle ilgili çalışmalarımız var. Yıllar öncesinden gelen çalışmalar bunlar.

Sahiden çok aktif bir yapı var.

Bizim sorunumuz, bunu halka anlatamadık. Kapalı devre bir sistem oldu herhalde.

Bir de meslek komiteleriyle, meslek komiteleriyle meclisin ve yönetimin arasındaki bağı iyi kuramadık. Şimdi bunu kuracağız.

Şimdi ben arkadaşlarımdan oy istiyorum. Oy verecek olanlar bile diyor ki, “Aidat almaktan başka ne iş yapıyorsunuz?”

Bu sefer anlatıyorum. “Şöyle yaptık, böyle yaptık.” “Aa, hadi canım” deniyor.

İşte bunu kıracağız.

Bodrum Ticaret Odası'nın yönetim kurulu, Bodrum tüccarlarının bir masası gibi olacak. Bundan emin olabilirsiniz.

 

“154 kişilik bir yapı oluşturacağız”

 

“Tüccarlar Masası” önemli bir ifade. Bodrum ekonomisinin farklı alanlarını temsil eden 11 meslek komitesi var. Komitelere nasıl bakıyorsunuz? Komitelerde yer alacak kişileri hangi kriterlere göre belirliyorsunuz?

 

Aslında bizim seçimimizi düzenleyen yasanın esası başkan seçimi değil, komite seçimi.

Şu anda büyük kentlerde bu böyle yürüyor. Burası küçük olduğu için tersinden başlıyoruz. Başkanı seçiyoruz, o da komiteleri buluyor.

Bizim 11 komitemiz var. Her komitemizin 7 asıl, 7 de yedek üyesi olacak. Bizim birlikte çalışma geleneğimiz var.

Yani 154 kişiyi seçeceğiz.

Mesela 10 numaralı meslek komitesi o kadar karışık ki, aslında onun içinde üç tane komite çıkabilir. Ben o tespitleri yaptım.

Bir numaralı komiteye bakıyorsunuz, bakkallar, marketler komitesi gibi. Ama onun içinde 50 tane de üretici var; kaybolup gidiyor.

Bunları masalara böleceğiz. Böylece ekonominin korunacak, kollanacak unsurlarını Bodrum Ticaret Odası'nın bütün imkanlarını seferber ederek destekleyeceğiz.

“Korunacak, kollanacak” derken neyi kastediyorum?

Bu ekonomik düzende güçlü olmayanın hayatta kalması çok zor oluyor. Bir de yalnız güçlü olan değil, teknoloji de büyükleri daha avantajlı hale getiriyor.

Bizim perakende sektörümüz, Bodrum'un kışın sokaklarını aydınlık tutan, temiz tutan insanların ticareti, büyük ölçüde online'a kaydı.

Demek ki bununla yarışmanın da bir yolunu bulmamız lazım.

Sektörlerimizin alt masalarını oluşturmamız lazım.

Bunlara hazırlığım var. Hepsine ilişkin çok detaylı, zaten evvelden beri gelen, biriktirdiğim, aklımda olan projeler var.

 

“Bana hemşehriliğiniz için değil, sektörünüz için gelin”

Kadrolarınızı nasıl belirliyorsunuz?

 

 

 

 

 

Bütün sosyolojik kesimlerle görüşüyorum. Oralısı, buralısı, bilmem nesi, şunlar bunlar; herkesle görüşüyorum.

Diyorum ki: “Arkadaş, bana Malatyalı olduğunuz için gelmeyin.”

Bana deyin ki; “Bu delikanlı, bu hanımefendi, bu arkadaşım bu sektörün içinde ve yıllardır bu işe emek veriyor.”

Birincisi vakti var. İkincisi sektörün sorunlarını biliyor. Üçüncüsü konuşma yeteneği, yani ifade etme yeteneği var.

Bunlar insanlara özgü şeyler.

O arkadaşlarınızı da lütfen cesaretlendirin, gelsin beni bulsun diyorum.

Giderek bu çağrım çok karşılık gördü, saygı gördü ve ekibimizi oluşturmak üzereyiz. Safımızda yer alan arkadaşlarımızı sizler de tanıyacaksınız.

 

“Bodrum’da üretileni Bodrum’da tüketmeliyiz”

 

Bodrum’u ayakta tutan sektörlerden tarım ve yerel üretim konusunda planlarınız neler? Özellikle üretimin turizmle entegre edilmesi konusunda nasıl bir çalışma öngörüyorsunuz?

 

Şimdi tarım. Birincisi adı tarım da şöyle, rakamlara da bakayım.

Tarımın yanı sıra özellikle perakende sektörü önemli. Bakkallar, süpermarketler ve marketler var. Ama bunun içinde çok önemli bir tedarikçi grubu var.

Bodrum'da 50 tane tedarikçimiz, üreticimiz var. Bu çok önemli.

Bunun içinde peynir var, şarap var, zeytinyağı var.

Bunlar büyük olanla rekabet edecek yeteneğe sahip değiller. Ticaret Odası onların adına maliyetleri yüklenemeyebilir ama onlar için kolaylaştırıcı şeyler yapabilir.

Marka oluşturulmasında, paketlenmesinde, logoların yerleştirilmesinde destek olabiliriz.

Asıl önemlisi bir tedarik masası kurarak Bodrum'da üretileni Bodrum'da tüketmek.

Burada yaklaşık 900 tesisimiz, 90 bin yatağımız var. Bunların içerisinde Bodrum'da üretilen ürünlerin tüketilmesi iki yönlü fayda sağlayan bir şey.

Dünyanın dört bir yanına gidiyoruz. Aslında kendisi çok başarılı olmasa bile gittiğimiz yerin, ilçenin, ilin damgasını taşıyor diye o ürünü alıyoruz.

Biz bunu hediyelik eşyada, emeklilerimiz ve hobi olarak üretim yapan insanlarımızla çok başardık. Neredeyse her mahallede müthiş bir üretim seferberliği var.

Bunu gıdada da yapabiliriz.

Buna öncülük lazım. Bir de vizyon lazım.

Dünyadaki bu işler artık sadece cesur, fedakar insanların çabasıyla olmuyor. Hayat çok pahalı.

Biz burada üreticilerimizin yanında olacağız, Ticaret Odası olarak.

 

“Bodrum yatak kaybediyor”

 

Turizm sektörüne ilişkin nasıl bir çalışma planınız var?

 

Birinci dikkat çekmemiz gereken noktalardan en önemlisi yatak kaybı yaşadı Bodrum.

Bodrum şimdi yaklaşık 89 bin yatağa sahip. Bakanlık çok isabetli bir karar aldı. Artık kendisi takip ediyor.

Evvelden belediye ve Turizm Bakanlığı sayıları vardı. Bir yatak kaybımız oldu. Bunun durdurulması lazım.

İkincisi, tesislere gelişlerde son iki yıldır bir “Türkleşme” artıyor. Yani bu, dövizin alım gücüyle ilgili bir şey. Bu yapısal bir sorun. Buna dikkat etmemiz lazım.

Yeni gelişen pazarlarda hem hükümetin, hem devletin hem de Bodrum'un kendi turizm inisiyatifinin o pazarlarda iyi bir tanıtım seferberliği yapması lazım.

Turizm sektörünün ciddi bir personel barınma sorunu var.

Bütün diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektörünün de en çok şikayetçi olduğu hususlardan biri bu.

Bunun çözümüne ilişkin yapısal olarak; belediyemizle, kaymakamlığımızla, ildeki imkanlarla birlikte çalışacağız.

Plaj işletmelerimiz de çok önemli. Bunların çeşitli sorunları var.

Kıyı kullanımıyla ilgili bir türlü yerine oturmayan, toplum tarafından da henüz kabul görmemiş çeşitli uygulamalar var.

Bunlar için görüş oluşturup belediyemizle ya da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile masaya oturup konuşacağız.

Yeme-içme mekanlarımız, eğlence mekanlarımız var.

Bodrum'a gelenlerin önemli bir kısmının böyle bir hasleti var. Geldiklerinde güzel restoranlarımızda ve eğlence yerlerimizde eğlenmek istiyorlar.

Bunlara ilişkin sorunların hepsini meslek komitelerimize tahsis edip muhatabımız kimse; belediye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya ilgili birimler, toplumun ve turizmin yararına bu konuları olgunlaştırmaya çalışacağız.

 

 

“Turizmin önündeki en büyük sorunlardan biri konutlaşma”

 

Son olarak Bodrum kamuoyuna, meslek komitelerine ve ticaret erbabına vermek istediğiniz mesaj nedir?

 

Bizim asıl ekonomimiz turizm.

Etrafta gelişen her şey turizmin sayesinde gelişiyor.

Son dört-beş yıldır yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi havalimanına geliyor. Bir kısmı dışarı gidiyor. Bunu aşamıyoruz.

Giderek de az evvel söylediğim gibi bir “Türkleşme” başlıyor. Bu bir gelir kaybı demek.

Turizmin önündeki en büyük sorunu ben konutlaşma olarak görüyorum.

Bunu, plan ve projeyi yapan inisiyatifle, Büyükşehir Belediyemiz ve Bodrum Belediyemizle birlikte ele alıp kalan alanlarımızı koruyacak bir vizyon geliştirmemiz lazım.

Şöyle diyemiyoruz: “Biz konut yaptık, turizm yaptık, siz de bekleyin, yeşil kalsın.”

Hayır. Ona da bir ekonomik tarif yapmak lazım.

Gastronominin, yeme-içmenin öne çıktığı agroturizm ve ekoturizm imkanlarını tanımak lazım bu yurttaşlara.

Karabağlar civarında, Mumcular ve Karabağ civarında büyük bir yeteneğimiz var.

Onun dışında yarımadanın içinde Ortakent'in üst tarafı, Mandıra, Dereköy, Peksimet civarında da arazilerimizi konutlaşmanın elinden almamız lazım.

Yoksa hayatın doğal akışına karşı duramıyoruz.

İnsanlar, siz planlamazsanız kendileri, idareyi de zorlayan yollara gidiyorlar.

 

“Biz insan yarıştırmıyoruz”

 

Ben bu seçim sürecinde bütün arkadaşlarıma şunu söyledim:

“Biz insan yarıştırmıyoruz.”

Yani arkadaşımla ben yarışmıyorum.

Benim bir iddiam var. Diyorum ki bu tecrübeyi Bodrum'a bir kazanç olarak iade etmek istiyorum.

Çok basit.

 

Dört yıl sonra da bunu bırakacağım. 2030 yılında da bırakacağım.

 

Bıraktığımda Bodrum Ticaret Odası bugün konuştuğum gibi işleyen, kurumsal yeteneği gelişmiş, bana ihtiyacı olmayan bir oda olacak.

Bu kadroları tek tek seçiyorum. Tek tek oluşturuyorum.

Bu konuda çok iddialıyım.

Ne olur, Türkiye'nin en batısındayız, en modern kentin içindeyiz, en Avrupalı alışkanlıklarımız var.

“Onun adamı, bunun adamı, onlar bunu destekliyor, bunlar bunu destekliyor” gibi yaklaşımlara lütfen itibar etmeyin.

Ben diyorum ki insanlara bakın. Neyi yapabilirler?

Bodrum Ticaret Odası'nda kim daha iyi yönetebilir?

Buna bakmak lazım.

Bunun dışındaki her şeyin hiçbir önemi yoktur.

İki adayın da hayatı zaten denetime açık. Biz kötü insanlar değiliz. Bir sürü yaşam pratiğimizle bunu ispat etmişiz.

 

 

 

 

 

 

Önümüzdeki soru şu:

Bodrum Ticaret Odası'nda dört yıl boyunca kim daha iyi yönetebilir, kim daha güzel ekip kurabilir, kim daha iyi liderlik edebilir?

 

Benim de bu soruya cevabım şu:

Bunu ben zaten 21 yıldır Bodrum Ticaret Odası'ndaki icraatlarımla, takibimle, sürekliliğimle, yazdığım, çizdiğim, ettiğim işlerle ve hayatımda ispat etmiş durumdayım.

Desteklerinizi bekliyorum. Teşekkür ediyorum.