DÜNYA
Yayınlanma : 07 Mart 2026 22:18

Beyaz Saray'dan dikkat çeken İran açıklaması: Tüm petrol rezervlerini alacağız!

Beyaz Saray'dan dikkat çeken İran açıklaması: Tüm petrol rezervlerini alacağız!
Beyaz Saray, İran'ın petrol rezervlerini ele geçirmek için stratejik planlarını açıkladı. Bu durum, enerji güvenliği tartışmalarını alevlendirdi.

ABD ile İran arasındaki askeri gerilim, artık bir 'enerji savaşı' boyutuna ulaşmış durumda. Beyaz Saray Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi (NEDC) Direktörü Jarrod Agen, Fox News'ta verdiği röportajda Washington'ın Orta Doğu'daki nihai stratejisinin yalnızca güvenlik olmadığını vurguladı. Hedeflerinin İran'ın devasa petrol kaynaklarını 'teröristlerin elinden kurtarmak' olduğunu açıkladı.

sempati mobilya

OPERASYONUN EKONOMİK BOYUTU

Jarrod Agen, bu operasyonun uzun vadeli bir strateji olduğunu belirterek, 'Yapmak istediğimiz şey, İran'daki o devasa petrol rezervlerini teröristlerin elinden almak. Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlar hakkında endişelenmek zorunda kalmayacağız, çünkü tüm petrolü biz alacağız.' dedi. Agen’in açıklamaları, küresel piyasalarda 'enerji sömürgeciliği' tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.

ABD'NİN HEDEFİ ÇİN

Analistlere göre, ABD'nin bu hamlesi doğrudan Çin'i hedef alıyor. İran petrolünün en büyük alıcısı olan Pekin, bu petrolün ABD kontrolüne geçmesiyle enerji güvenliğini tamamen Washington’a bırakmış olacak. ABD ordusu, İran’ın petrol ihracatının %90’ını karşılayan Kharg Adası’nı kontrol altına almak için 'Operation Epic Fury' (Destansı Öfke Operasyonu) kapsamında planlarını hazırladı. Beyaz Saray yetkilileri, daha önce Venezuela’da uygulanan yöntemi hatırlatarak, petrol gelirlerinin 'yanlış aktörlere' gitmesini engellemek amacıyla doğrudan yönetime el koyma sinyali verdi. ABD, askeri gücünü enerji kaynaklarını millileştirmek veya kendi şirketlerine devretmek için kullanıyor. Boğazı güvenli tutmak yerine, kaynağı (petrol sahalarını) ele geçirerek boğazın stratejik önemini bypass etmeyi hedefliyor. Rusya ve Çin’in bölgedeki en büyük müttefiki olan İran, bu durumun sonucunda ekonomik olarak tamamen 'yok edilme' tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.