Küresel ısınmanın etkileriyle giderek daha öngörülemez hale gelen hava olayları, kentleri hazırlıksız yakalıyor. Sıradan yağmurlar, yıkıcı sağanaklara dönüşürken, şehir planlamacıları beton ve asfaltın suyla başa çıkma kapasitesini sorguluyor. Bu noktada, "Sünger Şehir" (Sponge City) konsepti, suyu doğal yollarla emme ve depolama prensibiyle öne çıksa da, etkinliği ve sınırları tartışma konusu haline geliyor.
DOĞAYA DÖNÜŞ STRATEJİLERİ
Modern kent mimarisi, suyu topraktan uzaklaştırmak üzerine kurulu bir mantıkla ilerliyor. Kaldırımlar, otoparklar ve çatılar gibi geçirimsiz yüzeyler, yağmur suyunun yer altına sızmasını engelliyor. Drexel Üniversitesi'nden inşaat mühendisi Franco Montalto'nun da belirttiği gibi, "Temelde peyzajın yüzeyini tamamen kapatıyoruz. Bu yüzden şiddetli bir fırtınada yağmurun gidecek hiçbir yeri kalmıyor ve sokaklar dakikalar içinde göle dönüyor." Sünger şehir modeli ise, suyu devasa borularla hızla tahliye etmek yerine, akış hızını yavaşlatarak toprağın suyu emmesini hedefliyor. Bu modelde, kaldırımların kenarlarında bitkilendirilmiş hendekler, su geçiren yollar, binaların çatılarında yeşil katmanlar ve fırtına anında suyu geçici olarak depolayan parklar gibi yeşil altyapı bileşenleri kullanılıyor.
BAŞARILAR VE SINIRLAR
Bu yeşil altyapıların, seli azaltmanın yanı sıra suyu filtreleyerek nehirlerin kirlenmesini önlediği ve kentleri serinlettiği ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve iklim uzmanları tarafından belirtiliyor. Danimarka'nın başkenti Kopenhag, 2011'deki yıkıcı sel felaketinin ardından sel sularını depolayabilen meydanlar ve yeşil caddeler inşa ederek bu sistemin öncülerinden oldu. Los Angeles ise Şubat 2024'teki tarihi yağışlarda sünger altyapısı sayesinde 13,5 milyar galon yağmur suyu yakalayarak önemli bir başarı elde etti. Ancak, Çin'in Zhengzhou kentinde Temmuz 2021'de yaşanan ve sünger şehir teknolojisine milyarlarca dolar yatırım yapılmasına rağmen, bir saatte kaydedilen 200 mm'lik yağış karşısında sistemin yetersiz kaldığı görüldü. Uzmanlar, bu yoğunluktaki bir su kütlesine sistemin tek başına dayanmasının imkansız olduğunu vurguluyor. Ayrıca, uzun süren kuraklıklar sonrası toprağın suyu emme kapasitesinin azalması da sünger şehirlerin karşılaştığı bir diğer zorluk olarak öne çıkıyor. Yeni bir çalışma, küresel sıcaklıkların artmasıyla kara yüzeylerinin, ani sağanaklara rağmen anormal derecede kuru kalacağını ve aniden yağan suyun emilemeden buharlaşacağını veya akıp gideceğini öngörüyor.
ÇÖZÜM NE OLMALI?
Boise State Üniversitesi'nden klimatolog Jen Pierce'ın da belirttiği gibi, yeşil alanlar şehirlerin yaşanabilirliği, temiz hava ve psikolojik sağlık için kritik önem taşıyor. Uzmanlara göre çözüm, doğa ile geleneksel mühendislik arasında bir seçim yapmak değil, her ikisini bir arada kullanmaktır. Sünger şehirler, tek başına bir kalkan olmaktan ziyade, bir savunma katmanı olarak planlanmalı. Yeni mahallelerin su odaklı tasarlanması ve mevcut altyapıların yenilenmesi, modern kentlerin iklim krizinin getirdiği mega fırtınalar çağında hayatta kalabilmesi için zorunlu görünüyor.








