• satrroıad dörüm
EKONOMİ
Yayınlanma : 24 Haziran 2026 17:55

BBVA Research'ten Türkiye için alarm zilleri: Enflasyon borç yükünü artırıyor

BBVA Research'ten Türkiye için alarm zilleri: Enflasyon borç yükünü artırıyor
BBVA Research'ün raporuna göre Türkiye'de enflasyon borç yükünü artırıyor. Hanehalkı borçluluğu düşük, ancak gelirinin büyük bir kısmı borç servisine gidiyor.

Garanti BBVA Research, ekonomist Deniz Ergun'un hazırladığı 'Türkiye: Çeyreklik Borç Görünümü' raporunu yayımladı.

sempati mobilya

BORÇLULUK YAPILARI ANALİZ EDİLDİ

Haziran 2026 tarihli raporda, yılın ilk çeyreği itibarıyla hanehalkı, reel sektör, kamu kesimi ve bankacılık sektörünün borçluluk yapıları ile makroekonomik risk haritası detaylı bir şekilde incelendi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun (BDDK) sıkılaştırma adımlarının krediler üzerindeki etkileri net bir şekilde ortaya konurken, kalıcı enflasyonun maliyetleri de raporda geniş yer buldu. Ek kısıtlamaların, hanehalkının borçlanma eğilimini sınırlayarak finansal yükümlülüklerin stabilize olmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Ancak, varlık büyümesindeki yavaşlama nedeniyle hanehalkının net finansal servetinde bir düşüş kaydedildi. Raporun, hanehalkına ilişkin dikkat çeken diğer başlıkları ise şu şekilde sıralanıyor:

DÜŞÜK BORÇLULUK ORANI

Türkiye, gelişmekte olan piyasa ortakları ve gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında hanehalkı borçluluk rasyosunun en düşük ülkeler arasında yer almaya devam ediyor. Bununla birlikte, kronik yüksek enflasyon ortamının faizleri artırması nedeniyle borçlanma maliyetleri yükselmiş durumda. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre, hanehalkı gelirinin yaklaşık %27'si borç servis işlemlerine harcanıyor ki bu oran uzun vadeli ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor. Yapılandırma önlemlerinin ardından, ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarındaki takipteki alacak (NPL) hacminin yeniden artış göstermesi ise dikkat çekici. Özellikle ihtiyaç kredilerindeki batık oranı, tarihsel olarak en yüksek seviyelerine yaklaşmış durumda. Bunun yanında, reel sektörün borç-GSYİH oranı tarihsel olarak düşük ve sağlıklı seviyelerini koruyor. Şirketlerin genel likidite göstergeleri de sağlam kalmaya devam ediyor.

DÖVİZ POZİSYONU ZAYIFLIYOR

TCMB'nin döviz cinsi kredilere getirdiği katı sınırlandırmalar, şirketleri TL cinsi kredilere yönlendirmişken, ticari batık kredi oranları tarihsel olarak düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor. Ancak, ihracat alacaklarındaki zayıflama, reel sektörün net döviz pozisyonundaki bozulmanın ana sebebi olarak öne çıkıyor. Kamu borç metrikleri ise düşük borç-GSYİH oranı ile güçlü bir duruş sergiliyor, fakat yılın ikinci yarısında bazı maliyet artışları bekleniyor. 2026'nın TL cinsi iç borç ödemelerindeki yoğun tepe noktası temmuz ve ağustos aylarında gerçekleşecek. Yüksek borçlanma maliyetlerinin bütçe üzerindeki yükü, 2026'nın üçüncü çeyreğinden itibaren daha belirgin hale gelecek. Hanehalkı ve kurumsal firmaların yurt içi devlet tahvili piyasasına olan ilgisi artarak yerli yatırımcı tabanını güçlendiriyor. Türk bankaları, uluslararası fonlama piyasalarına güçlü erişim sağlamaya devam ederken, döviz likit varlıkların kısa vadeli borçları karşılama oranı %118 seviyesinde. Türkiye'nin genel net döviz pozisyonu, kamu sektörü dengelerinde yaşanan düşüş nedeniyle zayıfladı. Rapor, 2025'in son çeyreğindeki bozulmanın ana kaynağının reel sektörün genişleyen döviz açığı olduğu, 2026'nın ilk çeyreğinde ise bu kaymanın tamamen kamu kesimi ve TCMB rezerv azalışından kaynaklandığını belirtiyor.