Küresel çapta yaşanan enerji, gıda ve ulaşım maliyetlerindeki artışlar, Türkiye'deki piyasa dengelerini de derinden etkilemeye devam ediyor. Ocak ayında net 28.075 TL olarak belirlenen asgari ücretin, giderek yükselen enflasyon karşısında alım gücünü koruması kritik önem taşıyor. Bu durum, yılın ikinci yarısı için bir ara zam beklentisini ve tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Yasal Çerçevenin Ötesinde Bir İhtiyaç
Gazeteci ve SGK uzmanı İsa Karakaş, asgari ücretin yalnızca yılda bir kez artırılabileceği yönündeki yaygın kanının aksine, geçmişte benzer ekonomik koşullarda birden fazla güncelleme yapıldığını hatırlatıyor. Karakaş, mevcut piyasa gerçeklerinde asgari ücretin temel ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını belirterek, "Geçmişte olduğu gibi bu yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında asgari ücretlinin rahat nefes alması şart," değerlendirmesinde bulunuyor. Bu durum, milyonlarca hane için Temmuz ayında yapılacak olası bir düzenlemenin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Devletin Ödevi: İnsanca Yaşam Seviyesi
Karakaş, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısına dair teknik detaylar paylaşırken, komisyonun her an toplanabileceğini ve karar mekanizmasında hükümet ile işveren temsilcilerinin ağırlığına dikkat çekiyor. Ancak vurguladığı temel nokta, yasal sınırlamalardan ziyade ekonomik veriler ve çalışanların barınma, gıda gibi temel giderlerinin güncel fiyatlarla karşılanması gerekliliği. "Anayasa’ya ve yasalara göre asgari ücretin işçinin iaşe (hayati ihtiyaçları) ve ibate (barınma, konaklama…) dahil insanca yaşatacak seviyede olması bir lütuf değil, devletin ödevidir," diyerek, mevcut açlık sınırı rakamlarının asgari ücreti aştığı gerçeğine dikkat çekiyor.








