Almanya'nın yıllardır küresel piyasalardaki gücünün temelini oluşturan, ihracata dayalı orta ölçekli sanayi şirketleri, Çin'in amansız rekabeti karşısında tarihinin en çetin sınavlarından birini veriyor.

ÇİN'İN YÜKSELİŞİ ALMAN MÜHENDİSLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR
Bir zamanlar yüksek teknoloji ve mühendislikteki üstünlüğüyle pazarlara hükmeden Alman devleri, artık kaliteden taviz vermeden fiyatta da yarışabilen Çinli rakipler karşısında zorlanıyor. Bu durum, dış ticaret rakamlarına da net bir şekilde yansımış durumda. Almanya, onlarca yıl sonra ilk kez Çin'den ithal ettiği ileri teknoloji sermaye malı miktarında, ihraç ettiğini geride bıraktı. Rekabetin yanı sıra, Almanya'yı vuran yüksek enerji maliyetleri ve Avrupa'daki sönük talep, sanayi üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Sonuç olarak, birçok üretici fabrika bantlarını yavaşlatıyor, çalışanlarını kısa çalışma düzenine geçiriyor, işten çıkarmalar yaşanıyor ve hatta üretimin bir kısmını Çin'e kaydırma yoluna gidiyor. Denetim şirketi EY'nin raporlarına göre, her ay sanayi sektöründe 10 binden fazla iş kaybı yaşanıyor. Almanya'nın sanayi üretimi son birkaç yılda yaklaşık %10, enerji yoğun sektörlerde ise %15'ten fazla düşüş gösterdi. Dış ticaret dengesindeki bu değişim çarpıcı: Almanya'nın Çin ile sermaye malları ticaretinde bir zamanlar 750 milyon avroluk fazla varken, şimdi 500 milyon avroluk bir açık söz konusu. Makine sektöründe ise takım tezgahı ihracatı bu yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre üçte bir oranında azaldı.
DEVLET DESTEKLİ ÇİN MODELİ REKABETİ KIZIŞTIRIYOR
Wall Street Journal'ın analizine göre, Çin'in bu hızlı yükselişinin arkasında devlet destekli sanayi politikaları yatıyor. Pekin yönetimi, '10.000 Little Giants' gibi programlarla binlerce orta ölçekli firmaya finansman, vergi avantajları ve çeşitli teşvikler sunarak, Alman sanayisinin uzmanlık alanlarında güçlü rakipler yetiştirdi. Çinli üreticiler artık sadece makine satmakla kalmıyor; fabrika kuracak firmalara robotik sistemlerden otomasyona, bulut tabanlı yazılımlara kadar tüm üretim altyapısını tek paket halinde sunabiliyor. Bu bütünsel yaklaşım, küresel yatırımcılar için Çinli firmaları daha cazip hale getiriyor. Çin'in Almanya'ya ihracatı yılın ilk beş ayında %17, AB'ye ise %16 artış gösterdi. İç talepteki zayıflık ve üretim fazlası nedeniyle ihracata yönelen Çin, geçen yıl 1.2 trilyon dolarlık rekor dış ticaret fazlası elde etti. Alman makine üreticisi Aura, Çinli rakiplerin fiyat baskısının arttığını ve siparişlerin düştüğünü belirterek, üretiminin %20'sini Çin'e kaydırdığını ve mevcut koşullar devam ederse bu oranın %70'e çıkabileceğini açıkladı. Alman Makine ve Ekipman Üreticileri Birliği (VDMA), Çin'in küresel makine üretimindeki payının %30'u bulduğunu ve %40-50 seviyesine ulaşmasının Avrupa makine sanayisi için kritik bir eşik olacağını öngörüyor. Alman mühendislik şirketlerinin dörtte üçünden fazlası, Çin rekabetini en büyük stratejik sorun olarak görüyor. Bu durum, Avrupa Birliği'nin Çin'e karşı ticaret soruşturmalarını artırmasına ve koruma önlemleri geliştirmesine neden oluyor. Uzmanlar, yüksek enerji maliyetleri, zayıf Avrupa ekonomisi ve Çin'in düşük maliyetli üretim modeli göz önüne alındığında, Alman sanayisinin küresel rekabet gücünü koruması için köklü bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.







