ABD tahvil piyasasında yaşanan sert satışlar küresel finans piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açtı. Özellikle 30 yıllık ABD tahvil faizi, %5,72 seviyesine ulaşarak 2002 yılından bu yana kaydedilen en yüksek değer olarak kayıtlara geçti. Bu artışın ardında, petrol fiyatlarındaki yükselişin yeniden canlandırdığı enflasyon endişeleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasında daha sıkı bir duruş sergileyebileceği beklentisi yatıyor.
Tahvil faizlerindeki yükselişin etkileri
Tahvil faizlerindeki bu tarihi yükseliş, küresel piyasalarda bir domino etkisi yarattı. Altın fiyatları, faiz artışı beklentisiyle baskı altına girerken, gram altın ve ons altında kayıplar yaşandı. Veri öncesinde 5.520 lira civarında seyreden gram altın, 5.446 liraya kadar gerilerken, ons altın da 4.120 dolardan 4.073 dolara kadar indi. Ancak, gün içinde kayıpların bir kısmı telafi edildi ve ons altın 4.132 dolara toparlandı.
Küresel piyasalarda enflasyon ve faiz endişesi
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve Ortadoğu'daki jeopolitik gerilimler, enerji maliyetlerinin enflasyonu körükleyebileceği endişesini artırdı. Bu durum, Fed'in faiz indirimlerine daha temkinli yaklaşacağı beklentisini güçlendirerek uzun vadeli ABD tahvillerinde satış baskısı oluşturdu. Yatırımcılar, enflasyonla mücadelede Fed'in izleyeceği politikayı ve yüksek faiz ortamının ne kadar süreceğini yakından takip ediyor. ABD'deki tahvil satışları Avrupa piyasalarına da sıçrayarak İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin tahvil faizlerinde de sert yükselişlere neden oldu. Kamu borçlarının artması, yüksek enerji maliyetleri ve küresel tahvil arzındaki büyüme gibi faktörler, gelişmiş ülkelerde uzun vadeli faizler üzerindeki baskıyı artırıyor.








