• satrroıad dörüm
EKONOMİ
Yayınlanma : 12 Temmuz 2026 01:56

AB kapısında bekleyen Türkiye için İTO'dan çarpıcı çağrı: Müzakereler canlansın!

AB kapısında bekleyen Türkiye için İTO'dan çarpıcı çağrı: Müzakereler canlansın!
İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin canlandırılması çağrısı yaptı. Stratejik vizyonun jeoekonomik güce, teknolojiye ve merkez ülke konumuna odaklanması gerektiğini belirtti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilerine dair önemli tespitlerde bulundu. Avdagiç, Türkiye'nin AB'ye tam üye olma sürecinin daha somut bir zemine oturtulması gerektiğini vurgulayarak, mevcut katılım müzakerelerinin 'uzatım' noktasına gelmemesi uyarısında bulundu. Bu sürecin yeniden canlandırılması ve Türkiye'nin üyeliğine dair yeni bir perspektifin kazandırılması gerektiğini belirten Avdagiç, bu perspektifin, AB yapısı içinde 'öğütülen' bir ülke olmaktan ziyade, kendi kimliğiyle AB'ye değer katan bir ülke anlayışına evrilmesi gerektiğini ifade etti.

TÜRKİYE'NİN YENİ STRATEJİK VİZYONU

Avdagiç, Türkiye'nin geleceğine yönelik stratejik vizyonunda öne çıkan üç temel dönüşüm alanını sıraladı: Jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüştürülmesi, üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi ve transit ülke kimliğinin karar verici bir merkez konuma taşınması. Bu dönüşümün en kritik ayağının sanayi politikası olduğunu belirten Avdagiç, AB ile daha güçlü ekonomik entegrasyon için Türkiye'nin orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan, daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısına geçiş yapmasının altını çizdi. Bu sayede sanayinin sadece büyümenin değil, aynı zamanda jeopolitik etkinliğin de üretildiği bir alan haline geleceğini söyledi.

KÜRESEL EKONOMİDE BELİRSİZLİK VE TÜRKİYE'NİN ROLÜ

Küresel ekonominin yılın ikinci yarısına girerken, tekil krizlerle açıklanamayan, daha kalıcı ve katmanlı bir belirsizlik rejimine girdiğini belirten Avdagiç, artık krizlerin ekonomik sistemin doğal bir bileşeni haline geldiğini dile getirdi. Enerji piyasalarındaki jeopolitik risklerin fiyatları arz-talep dengesinin ötesinde bir risk primiyle belirlediğini ve bunun enerji fiyatlarında yeni bir taban oluşturduğunu kaydetti. Türkiye'nin ise bu dinamik ortamda, yalnızca bir geçiş hattı olmaktan öte, ekonomik ve siyasi kararları etkileyen aktif bir merkez ülke konumuna gelmesi gerektiğini vurguladı. Enflasyonla mücadele programının dengeleyici etkisine dikkat çekerken, elde edilen kazanımların kalıcı olması için mali disiplin ve yapısal reformların önemine işaret etti.