Avrupa Birliği Komisyonu, kamu ihaleleri alanında önemli bir düzenlemeye imza atmaya hazırlanıyor. Yeni "Kamu İhale Yasası" teklifiyle, AB içindeki ihalelerde yerli üretimin desteklenmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve kuralların basitleştirilmesi hedefleniyor. Bu teklif, mevcut üç ayrı ihale direktifini tek bir çatı altında toplayarak üye ülkelerde doğrudan uygulanacak bir düzenleme haline getirecek.
İhale süreçlerinde yenilikler
Teklifle birlikte kamu ihale usullerinin sayısı beştan üçe indirilecek. Kamu kurumlarına, ihale süreçlerinde şirketlerle daha esnek müzakereler yapma imkanı tanınacak. Ayrıca, AB genelindeki elektronik ihale sistemleri entegre edilerek ortak bir dijital kamu ihale pazarı oluşturulacak. Bu sayede şirketler, bilgi ve belgelerini tekrar sunmak zorunda kalmadan AB genelindeki ihalelere katılabilecek ve kamu kurumları da katılımcıların şartlarını otomatik olarak kontrol edebilecek. İhalelerde yalnızca en düşük fiyatın değil, "en iyi fiyat-kalite oranı"nın esas alınmasıyla birlikte, kalite ölçütlerinin ağırlığı da artırılacak. Çevre, sosyal koşullar, yenilikçilik ve "Avrupa tercihi" gibi unsurlar ihale değerlendirmelerinde daha fazla yer bulacak.
Üçüncü ülke şirketlerine yönelik kısıtlamalar
Yeni düzenleme, Avrupa Birliği'nin ekonomik güvenlik çıkarlarını korumak ve tedarik zincirlerindeki bağımlılıkları azaltmak amacıyla üçüncü ülke şirketlerinin ihalelerden dışlanmasına da imkan tanıyacak. Eğer bir üçüncü ülke, AB işletmelerine adil pazar erişimi sağlamazsa, AB Komisyonu bu tür kısıtlamaları devreye sokabilecek. Özellikle kritik altyapı ve teknolojilere yönelik ihalelerde siber saldırı, casusluk ve yabancı müdahale riskleri göz önünde bulundurulacak. Bu durum, Türkiye gibi AB ile gümrük birliği anlaşması bulunan ancak kamu ihalelerine karşılıklı ve eşit erişim taahhüdü bulunmayan ülkeler için önemli sonuçlar doğurabilir. Türk şirketleri, bu yeni kurallar çerçevesinde AB kamu ihalelerinde katılımda sınırlamalarla karşılaşabilir veya teklifleri reddedilebilir. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, "Bazı üçüncü ülkelere yönelik belirli taahhütlerde bulunduk ve bu taahhütleri yerine getireceğiz. Ancak yerine getirdiğimiz taahhütlerin Avrupa'ya karşı da uygulanmasını sağlamak istiyoruz" diyerek mütekabiliyet ilkesinin önemini vurguladı. Yeni kuralların, kamu kurumları ve şirketler için yıllık yaklaşık 650 milyon avro tasarruf sağlaması bekleniyor.








