Podkamennaya Tunguska Nehri üzerinde sabah saatlerinde meydana gelen büyük patlama, yaklaşık 2 bin 150 kilometrekarelik dev bir alanda 80 milyon ağacı tek bir saniyede yere serdi.
ŞOK DALGALARI VE SİSMİK ETKİLER
Bu olay, Avrupa ve Asya'daki sismik istasyonları kilitleyerek, Büyük Britanya'dan bile kaydedilen atmosferik şok dalgaları oluşturdu. Ancak, bölgede hiçbir meteorit kraterinin bulunmaması, bu olayı yüzyıllardır süren bir bilimsel tartışma haline getirdi. Laboratuvar simülasyonları ve sismik veriler, nesnenin yeryüzüne çarpmadan birkaç kilometre yükseklikte atmosferde patladığını ortaya koydu.
İLK KEŞİF VE KRATER BULAMAMA ŞOKU
Sovyet mineralog Leonid Kulik liderliğindeki ilk bilimsel keşif heyeti, Rusya'daki iç karışıklıklar nedeniyle felaketten 19 yıl sonra, 1927'de olay yerine ulaşabildi. Mühendisler, devasa bir göktaşı çukuru bulmayı hedeflerken, 80 milyon ağacın devrildiği alanın merkezinde, dalları soyulmuş ama dimdik ayakta duran bir telgraf direği şeklindeki ağaçlarla karşılaştı. Fiziksel analizler, patlamanın doğrudan yukarıdan gelen bir basınçla gerçekleştiğini kanıtladı.
TEORİLERİN ÇATIŞMASI
NASA ve diğer araştırmacılar, devrilen ağaçların yapısını ve topraktaki mikroskobik karbon parçacıklarını referans göstererek olayın bir “taşlı asteroit” olduğunu savunuyor. Ancak bazı Rus ve Avrupalı sismologlar, patlamadan sonraki günlerde Avrupa'da gece yarısı gazete okunabilecek kadar parlak bir gökyüzü oluştuğunu belirterek, bunun bir kuyruklu yıldızın varlığına işaret ettiğini öne sürüyor. Bu çelişki, insanlık tarihinin en büyük uzay çarpışmasını hala bir muamma olarak bırakıyor.







