YAŞAM
Yayınlanma : 21 Kasım 2025 10:35

50 yılda 63 camiye sanat dokunuşu: Ruhunu katan usta Sezgin Gülçiçek'ten 'Eserlerimle huzur buluyorum' itirafı!

50 yılda 63 camiye sanat dokunuşu: Ruhunu katan usta Sezgin Gülçiçek'ten 'Eserlerimle huzur buluyorum' itirafı!
Zonguldaklı 65 yaşındaki Sezgin Gülçiçek, 50 yılda 63 camiye mihrap, minber ve kürsü yaparak manevi huzur buluyor. Her eserinde ruhunu hissettiğini belirten usta, para ikinci planda diyerek mesleğinin manevi değerini vurguluyor.
50 yılda 63 camiye sanat dokunuşu: Ruhunu katan usta Sezgin Gülçiçek'ten 'Eserlerimle huzur buluyorum' itirafı!

Zonguldak'ın Alaplı ilçesinde tam 50 yıldır mobilya imalatı yaparak sanatını icra eden 65 yaşındaki Sezgin Gülçiçek, bugüne dek tam 63 caminin mihrap, minber ve kürsü gibi önemli bölümlerine imzasını attı. Meslek hayatına ilkokul sıralarından sonra çırak olarak adım atan Gülçiçek, sadece Alaplı ile sınırlı kalmayıp, Devrek, Kozlu, Karadeniz Ereğli ve hatta Kastamonu'nun Taşköprü ilçesindeki camiler için de birbirinden özel tasarımlar hayata geçirdi. Osmanlı köyü nüfusuna kayıtlı olan, evli ve dört torun sahibi Gülçiçek, bu kutsal görevini gönülden yaptığını ve her bir eserinde ruhunu hissettiğini samimiyetle dile getiriyor.

sempati mobilya

MESLEĞİNİN MANEVİ BOYUTU: GÖNÜLDEN YANKILANAN ESERLER

Gülçiçek, ilk mihrap çalışmasına memleketi olan köy camisine bir hibe olarak başladığını ve bu kutsal görevin kendisini daha da motive ettiğini anlatıyor. Bugüne kadar tam 63 camiye mihrap, minber, kürsü, rahle ve hatta mini rahleler ürettiğini belirten usta, "Cami işi geldiğinde içimde bambaşka bir sevinç beliriyor. Namaza gittiğimde 'Bu da benim eserim' diyebilmek beni tarif edilemez bir huzura kavuşturuyor. Elbette para önemli ama benim için ikinci planda. Bu dünyada yaptığımız güzel işlerin, öbür tarafta da karşılığının olduğuna inanıyorum." sözleriyle, mesleğinin sadece bir zanaat olmadığını, aynı zamanda derin bir maneviyat taşıdığını vurguluyor.

HER CAMİ İÇİN AYRI BİR KAHRAMANLIK: SANAT VE TUTKUNUN BULUŞMASI

Her bir caminin mimarisine ve ruhuna uygun, tamamen özgün tasarımlar ortaya çıkardığını ifade eden Gülçiçek, yaptığı her yeni işte ayrı bir heyecan ve coşku yaşadığını belirtiyor. Bu büyük tutku ve özveri, onun sanata bakış açısını ve her bir ahşap parçasını adeta bir sanat eserine dönüştürme yeteneğini gözler önüne seriyor. Bu benzersiz yaklaşımı, onu sadece bir marangoz olmaktan çıkarıp, camilere ruh katan bir sanatçı konumuna taşıyor.