Ankara'da yaşayan Emre Kılıç, tam 30 yıldır süren koleksiyonculuk serüvenini evinin bir odasını adeta bir müzeye dönüştürerek taçlandırdı. Osmanlı dönemi eserlerinden savaş malzemelerine, eski kasetlerden tarihi belgelere kadar binlerce parçadan oluşan bu eşsiz birikim, Kılıç'ın hayatının merkezine oturmuş durumda.

KOLEKSİYONCULUĞUN İLK ADIMLARI
Kılıç'ın koleksiyon tutkusu, ilkokul sıralarında, sadece 10 yaşındayken iki adet kasetle başladı. Maddi imkanları kısıtlı olduğu dönemlerde, Ankaragücü ve Gençlerbirliği maçlarında soğuk su satarak elde ettiği gelirle tek tek kasetler topladığını anlatan Kılıç, bu tutkusunu sürdürmek için Türkiye'nin dört bir yanını, hatta yurt dışını bile gezdiğini belirtti. Sahaf, antikacı ve bit pazarlarını arşınlayarak, kasabalardan köylere kadar her yerden nadide parçalar topladığını dile getirdi.

Paha Biçilmez Bir Değer: Binlerce Parça Tek Bir Odada
Emre Kılıç'ın evindeki bu özel oda, sadece kasetlerden ibaret değil. Koleksiyonunda, İbrahim Tatlıses ve Neşet Ertaş'ın nadir bulunan Alman baskı kasetleri gibi eşsiz parçaların yanı sıra, Çanakkale Savaşı'nda kullanılan bir tüfek, Kore Savaşı'ndan kalma bir askeri miğfer ve Kurtuluş Savaşı'na ait boş mermi kovanları gibi tarihi önemi haiz eserler de bulunuyor. Osmanlı dönemine ait fotoğraflar, tapular ve nüfus kağıdı örnekleri de bu zengin koleksiyonun bir parçası. Kılıç, bu binlerce parçadan oluşan koleksiyonunun değerini paha biçilmez olarak tanımlıyor ve maddi olarak ifade etmek gerekirse 50 milyon lira civarında olduğunu belirtiyor.













