• velx
KÜLTÜR-SANAT Haber Girişi : 11 Ağustos 2022 13:56

Ephesos’un yeniden kuruluşu

Y. Emre CEREN

radisson ilanı

 

Eskiçağ’da şehirlerin kuruluş hikâyeleri vardır, bilhassa da Yunan kültüründe buna sık rastlanır. Bu hikâyelerin büyük bir kısmı şehrin kuruluşuna yer vermekten ziyade şehri bir hamiye himaye etme vazifesi taşır. Günümüz İskeçe’sindeki Abdera kentinin koruyucusunun Herakles [Herkül] veya Atina’nın koruyucusunun Athena olması gibi. Bu hamiler aslında göz korkutma veya şehri yüceltme görevi görmektedir. Kimi yerler ise kendisini popülarite için tanrı veya tanrıçalarla ilişkilendirmektedir. Bazı kentler ise Neolitik veya Bronz Çağ yerleşimleri olmalarına karşın egemen kültürün değişiminden ötürü yeniden kurulmuş gibi gösterilmekte ve Yunan kültürünün kentteki başlangıcına işaret etmektedir. Buna Batı Anadolu’daki sayısız Eskiçağ yerleşimi dâhil edilebilir. Hiç kuşkusuz bu kentlerin en meşhuru Hitit döneminde Apaša adıyla bilinen Ephesos’tur. Ephesos, Roma hâkimiyetiyle birlikte Latinceleşerek Ephesus ve günümüzde de Efes adını alıyor. Kentin mitolojik kuruluş hikâyesi Yunanların göç dönemlerine dayanıyor.


***

 

Yunan mitolojisindeki üç büyük tanrıdan Poseidon’un soyundan gelen Melanthos, Dorlar tarafından günümüz Mora Yarımadası’ndaki Messenia’dan kovulur, kâhin tarafından verilen öğüde uyarak Attike’ye yerleşir. Burası da komşu Boiotia tarafından tehdit altındadır. Efsanevi Atina Kralı Theseus’un soyundan gelen son kral Thymoites, Boiotia Kralı Ksanthos ile savaştan bir sonuç çıkmayacağını düşünür. Bunun üzerine geleneğe uyularak düello önerilir. Ancak Thymoites düellodan çekinir ve kim Ksanthos ile düello edip kazanırsa tahtı ona bırakacağını söyler. İşte Melanthos burada öne atılır, Tanrı Dionysos Melanaigis suretiyle savaş esnasında Ksanthos’un arkasında görünür. Melanthos da savaşta yardım aldığını söyler ve arkasındakine bakmak için dönen Ksanthos’u bir mızrak darbesiyle öldürür. Düellodan galip çıkar ve Atina tahtına oturur. Bir süre tahtta kaldıktan sonra hayatını kaybeder ve yerine oğlu Kodros geçer. Kodros tahttayken yine Dor tehdidi baş gösterir. Peloponnesoslular Atina’ya savaş açar. Delphoi kâhini “Peloponnesoslular, Atina kralını öldürürlerse savaşı kaybedecekler” der. Bu elbette Peloponnesosluların kulağına da gider. Kral Kodros yurdu için kendini feda etmeye karar verir. Tebdili kıyafetle surlardan dışarı çıkar, karşısına çıkan 2 düşman askeriyle kavgaya tutuşur, birini öldürür ancak ölümü ötekinin elinden olur. Bunun üzerine Atinalılar krallarının cenazesini isterler ve savaş biter. Kodros’un bilinen 3 oğlu vardı. Bunlardan birisi yerine tahta geçen Medon’du ve onunla birlikte krallık feshedildi. Diğerleriyse Neleus ile Androklos’tu.

 

***

 

Dünyanın büyük kısmının aksine biz Hellen veya Graeci olarak bilinen bu halka Kodros’un da mensup olduğu İyonlardan ötürü Yunan diyoruz. Kodros’un ölümüyle İyonların göçü de sürer. Androklos İyon göçünün bu aşamasına önderlik ederek Ege’nin karşı kıyısına geçer. Neleus ise Aydın Didim’de bulunan Miletos [Mile] kentine göç eder. Androklos Ephesos [Efes] civarına gelir. Burada yaşayan yerli Karia ve Leleg kavmiyle savaşır ve onları bu bölgeden kovar. Kendisine gittiği yerde şehri nereye kurulacağına dair bir kehanet verilmiştir. Bu kehanete göre Androklos yabandomuzu ve balığa dikkat etmeli, onların işaret ettiği yere kurulmalıdır. Bir akşam yemeği esnasında bir balık sıçrayarak yan taraftaki çalılığa beraberinde közle birlikte zıplayarak gider. Tutuşan çalıların arasından bir yabandomuzu fırlar. Androklos anında kehaneti hatırlar ve yabandomuzunu orada öldürüp yerleşkeyi oraya kurar. Bu yerleşke bugünkü Efes antik kentidir. Ardından bugünkü Panayır Dağı’nda kehaneti tuttuğu için Apollo Pythios Tapınağı inşa eder. Ardından Samos’u yerel kavimlerle ittifak kurmaması için işgal edip kente bağlar. Bununla da kalmaz, yine Aydın Söke’de yer alan Priene’deki İyonlara Karia kavmine karşı savaşlarında destek olmak için yola çıkar. Savaştan Yunanlar galip çıkar, ancak Androklos savaşta hayatını kaybeder. Eskiçağ Yunan dünyasında neredeyse her şehrin böyle efsanevi veya kahramanlığa dayanan hikâyeleri vardır. Sebebi böyle anlatıların bahsi geçen çağlarda fenomen olmasında yatar.

 

Kaynak: BİRGÜN