POLİTİKA Haber Girişi : 07 Haziran 2021 12:34

"Biz seni Çakıcı’nın elinden almadık mı"

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, "Sedat Peker’in verdiği tarih" başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi -  Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, "Sedat Peker’in verdiği tarih" başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. 

radisson ilanı

Türkiye’de devlet-mafya ilişkilerini yeniden tartışmaya açan suç örgütü lideri Sedat Peker, 9. videosunu yayınladı. Videoda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya yönelik iddialarına devam eden Peker, ''Ben yurtdışına gitmeden önce odanda misafir ettin. Sezgin Baran Korkmaz'ı, Soylu, yurtdışına kaçırdı'' ifadelerini kullandı.

 

Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili tartışmalar devam ederken Barış Terkoğlu, Soylu ile Sezgin Baran Korkmaz arasında geçen konuşmaları yazdı. Terkoğlu, Soylu'nun Korkmaz'a "Biz seni Çakıcı’nın elinden almadık mı" dediğini anlattı.

 

Terkoğlu'nun yazısının ilgili bölümü şöyle:

"Sedat Peker bu kez, adı SBK diye kısaltılan Sezgin Baran Korkmaz’ın, bir işadamıyla yaşadığı alacak-verecek krizine, İçişleri Bakanı’nın müdahale ettiğini anlattı. İddiasına göre, 5 Aralık 2020’de, SBK, bakanlığa çağrılmıştı. Bakan Soylu, SBK’nin 45 milyon dolarlık alacağından vazgeçmesini istemişti. Peker’in iddiasına göre, bakanlıkta SBK’ye, kendisi hakkındaki tahkikat haberi verildi. Yurtdışına çıkması istendi. Bunun yanı sıra Peker, SBK’nin Paramount Oteli’nde yargının, bürokrasinin ve medyanın kritik isimlerinin hiçbir ücret ödemeden tatil yaptığını da söyledi.

Aslında 'Vay arkadaş' dedirtmiyor. Sebebi basit. Zira SBK hakkında, yargının tuhaf kararları bunları düşündürmüştü. Ayrıca bunları uçan kuşlar bile konuşuyordu.

 

‘DEVLET MESELESİ’ OLAN PARA


Peker’in açıklamalarının ardından meseleyi bilen kritik isimleri aradım. Bir tanesi şunu anlattı:

'İçişleri Bakanlığı’na bir kez değil aynı gün iki kez gitti. Telefonla çağrıldı. İlk gidişinde elindeki senedi şimdilik icraya koymaması istendi. O da tamam dedi. Bakanlıktan çıktı. Derken kısa süre sonra telefon geldi. Tekrar bakanlığa çağrıldı. Gittiğinde ‘devlet meselesi, bu parayı hiç alma’ denildi.'

 

İkinci kaynak da aynı hikâyeyi başka benzer detaylarla anlattı. Onun anlattığında tekrar bakanlığa dönme yoktu. Bakan telefonla konuşmak için odadan çıkıyor, sonra tekrar geriye dönüyordu. Eklediği bir ayrıntı daha vardı:

 

'İçişleri Bakanı görüşmede SBK’ye ‘Biz seni Çakıcı’nın elinden almadık mı’ dedi. Gerçekten de Kervansaray Otelleri’nin satışı sırasında SBK’ye karşı Alaattin Çakıcı devreye girmişti. Çakıcı, SBK’yi görüşmeye çağırmıştı. Ancak Çakıcı’nın adamlarının telefonları o sırada polis tarafından dinleniyordu. Hem bu görüşme hem de SBK’nin ofisinin basılması bu sayede önlendi. Arkasında devlet desteği olduğunu düşünen SBK, Çakıcı’ya meydan okuyabildi.'

 

Kısacası kaynaklar Peker’in anlattıklarını nüanslarla doğruluyor. Devletin, hukuk kılıcını herkese karşı eşit kullanmak yerine mafya, işadamları, yargı, siyaset arasında düzenleyici olmayı seçtiği bu yol, aslında devleti de çökertiyor. İşin ilginç yanı, İçişleri Bakanlığı’ndaki o görüşmede SBK’ye, “Bu bir devlet kararı” deniliyor. Haliyle devlet ile mafya arasındaki çizgi iyice belirsizleşiyor.