Tunç Soyer: İzmirliler hükümetin ne yapması gerektiğini bilmiyor

İZMİR -   İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, FOX TV’de yayınlanan Çalar Saat programına konuk oldu. 17 Ağustos depreminin yıldönümü öncesinde İzmirli depremzedelere ‘yanınızdayız’ diyerek sözlerine başlayan Soyer, “O eli hiç bırakmayacağız. Depremzedenin elini tutmaya devam edeceğiz. Çok büyük acılar yaşandı, 117 canımızı kaybettik. İzleri tabii ki devam ediyor. Biz ilk günden beri yanlarında olmaya devam ettik, bundan sonra da yanlarında olacağız. Bizim deprem ile ilgili birçok çalışmamız var. Bunlardan biri mikro bölgelendirme çalışması. 10 üniversiteden 84 akademisyen ile yaptığımız çalışmanın 2 yılı geride kaldı. 30 Ağustos tarihinde de ilk bölümünü paylaşacağız. Binaların deprem dayanıklılığını tespit ediyoruz. Bunu da İnşaat Mühendisleri Odası ile paylaşıyoruz. Deprem mevzuatının değişmesinden önce yani 1998 yılı öncesi yapılan binalarda daha fazla sıkıntılar var. Ancak bütün bu çalışmalar ışığında İzmir nereye doğru büyümeli gelişmeli, nerede yapılaşmadan vazgeçilmeli netleşecek. Geleceğe ışık tutacak sonuçları olacak. Biz sadece bugünü değil İzmir’in geleceğini şekillendirecek çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.

 

“DEPREM İLE İÇ İÇE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ”


Depreme hazır bir kent yapmak için çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Soyer, “Deprem ile iç içe yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bu nedenle göreve gelir gelmez depremle mücadele dairesi kurmuştuk. İnsanların her gün kaygı içinde yaşamaması gerektiği için bunu kurduk. İzmirlilere şunu söyleyebilirim. İBB olarak hem memleketimizin, kentimizin depreme dayanıklılığını artıracak çalışmalar yapıyoruz, hem de deprem ile iç içeliğimizi bilerek geleceğimiz planlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

"İEF ASLINDA BİR EXPO'DUR"


Bu yıl 91. kez kapılarını açacak olan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) için heyecanlı olduklarını vurgulayan Tunç Soyer, "Daha büyük heyecanla çalışıyoruz. İnsanlar neden İzmir’e yerleşmek istiyorlar? Neden tatile gelmek istiyor? Sadece İzmir'in iklimi doğası denizi değil. İzmir'in toplumsal kültürüdür cezbeden. İnsanlar en çok böyle toplumsal iklimde yaşamak istiyorlar. İzmir’e gelinmek istenmesinin temel nedeni İzmirlilerin barış ve huzur içinde yaşaması. Bunu neye borçlu İzmir. İEF 91 yıldır kapılarını açan dev bir organizasyon. 2’nci Dünya Savası’nda bile kapılarını açmış. Eğitimin, eğlencenin, ticaretin buluştuğu bir zemin. 2 Eylül’de 91’nci kez kapılarını açacak Fuar. 91 yıldır yapılan fuar aslında bir EXPO’dur. Dünyaya ayna tutan ve insanları o ayna etrafında tutan bir durumdur. 2 Eylül’de açılışını yapacağız ve bunu Terra Medra ile açacağız. Türkçe karşılığı Toprak Ana… Bunu uluslararası gastronomi fuarı ile birleştiriyoruz. Dünyanın her yerinden Cittaslow’lar gelecek, kardeş şehirler gelecek. Çünkü artık gıda ve gastronomi sadece lezzetten ibaret değil. Sağlıklı beslenme, gıda tedarik zinciri… Bunların ne kadar önemli olduğunu pandemi krizi ile gördük" dedi.

Bayındır'da hayata geçirilen süt tesisindeki ilk ürünlerin dünyaya fuar aracılığı ile ihracat edileceği belirten Soyer, "Bayındır’da süt tesisi kurduk ve Eylül’de bunu açılışını yapacağız. Oradaki üretimimizi ilk defa de Terra Medra’da İzmir markası ile dünyaya ihracatını yapacağız. İzmir'in 5 kalem ürünü çok temel ürünü. Zeytin ve zeytinyağı… Üzüm gibi az su isteyen meyveler. Kıyı balıkçılığı, tahıl ve küçükbaş hayvanların sütünden elde edilen ürünler. Terra Medya bunların dünyada ilk ortaya çıktığı sahne olacak" ifadelerini kullandı.

 

"EN BÜYÜK ORGANİZASYON OLACAK"

 

Fuar da bu yıl 1 milyon ziyaretçiyi ağırlama hedeflerinin olduğunu dile getiren Soyer, 9 Eylül için de önemli etkinlikler olduğunu vurgularken, "Geçen yıl sayı 550 bindi. Bu yıl 1 milyon ziyaretçi ile tamamlamak istiyoruz. İzmir'in tüm kademelerinin ekonomisine katkı sağlayacak bir organizasyon olacak. 9 Eylül 100'üncü yılı İzmir'in. Tarkan bizi çok heyecanlandırıyor ancak sadece bu olmayacak. 100'üncü yılında büyük bir canlandırma yapacağız. Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük organizasyonu olacak. O gün o meydanda kurtuluşun canlandırmasını yapacağız. Bu 2-3 saatlik bir organizasyon olmayacak. Bu sahnelerin filmi çekilecek. Bizim asıl miras bırakacağımız o film olacak. Biz o gün o meydanda İzmir'in kurtuluşunu canlandıracağız sonrada Tarkan ile müthiş bir organizasyon" dedi.

 

100. YIL YÜRÜYÜŞÜNE KILIÇDAROĞLU DA KATILACAK


İzmir’in kurtuluşu olan 9 Eylül'ün yanı sıra Atatürk'ün İzmir'e gelişi olan 10 Eylül’ü de kutlanacağını belirten Soyer, "Ertesi günde 10 büyük sanatçı İzmir türküleri ve şarkılarını seslendirdiği bir albüm hazırlandı. O gün tek tek o sanatçılar sahneye çıkarak bunu seslendirecek ve bunları tüm İzmirlilere hediye edeceğiz . 9 Eylül sadece İzmir'in değil tüm Türkiye'nin kuruluşu. Biz bunu büyük bir şekilde kutlamayalım da ne yapalım. 100 yılı biz barışla taçlandırmışız. Asıl zaferimiz bu barışı korumak. Biz 100'üncü yılı barış teması ile kutlayacağız. 9 Eylül İzmir'in kurtuluşu ise, 10 Eylül’de Atatürk’ün İzmir’e gelişi. Bu nedenle biz artık 10 Eylül’ü de kutlayacağız. 100'üncü yıl kutlamamızda çok sayıda etkinliğimiz olacak. 24 Ağustos itibarı ile de ordumuzun geçtiği güzergahtan geçerek İzmir'e geleceğiz. Ben 3 gün yürüyeceğiz. İlk günkü yürüyüşe 850 kişi katılacak. İkinci günkü yürüyüşe CHP Liderimiz Kemal Kılıçdaroğlu da katılacak. Biz 100’ncü yılın ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu İzmir’e bir kez daha duyuracağız" ifadelerini kullandı.

 

“TÜRKİYE, DÜNYANIN ÇÖPLÜĞÜ DEĞİL”

 

Kentte tartışmalara neden olan ve dünya gündemine de oturan asbestli olduğu ifade edilen Brezilya Donanmasına ait NAe Sao Paulo adlı uçakgemisi hakkında da net konuşan Soyer, "Engelleyeceğiz. Dünyada dört notada bu büyük zehirli gemilerin sökümü yapılıyor. Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve İzmir. İzmir ve Türkiye, dünyanın çöplüğü değil. Bir belediye başkanı asli görevi kentini doğasını çevresini korumaktır. Ben o geminin gelmemesi için elimden ne geliyorsa yapacağım. Gelirse de göndermek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Neden İzmirliler bundan zehirlensin. Rant uğruna kar uğruna bu geminin söküm yapılacak. 8 bin 500 yıllık bir şehirde yaşıyoruz. Biz bunu korumak mecburiyetindeyiz. Aliağa’nın pırıl pırıl koylarını denizini korumak zorundayız. Rant uğruna insanımızın zehirlenmesine doğamızın kirlenmesine izin veremeyiz. Bu nedenle durduracağız. Geçmiş dönem başkanlık yaptığım Seferihisar’da orkinos çiftlikleri ile mücadelemiz vardı. O dönem çevreyi Çevre Bakanlığı’ndan korumaya çalışıyoruz derdim. Şimdi de aynı. Bu bizim işimiz değil. Normalde Çevre Bakanlığı’nın engellemesi lazım. İzmirliler buna çok alıştılar. İzmirliler hükümetin ne yapması gerektiğini bilmiyor. Ulaştırma Bakanlığı’nın İzmir’e metro yapması lazım, Tarım Bakanlığı’nın üreticiye destek vermesi lazım… Ancak biz onların yapmadığı tüm işi yapacağız" dedi. 


16.08.2022 14:47:21