Özel Öğrenme Güçlüğü

Ülkemizde 'Özel Öğrenme Güçlüğü' yaşayan çocuk sayısında belirgin bir artış gözlenmektedir.
Özel Öğrenme Güçlüğü, son yıllarda daha iyi anlaşılmaya başlansa da hala bu özel duruma sahip
çocuklar gerek okul içinde, gerekse aile ve çevresinde pek çok zorlukla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Ne yazık ki pek çoğu da temel eğitim hayatını,  tamamlayamadan eğitim hayatına
son veriyorlar. 

 

Peki özel öğrenme güçlüğü nedir?

 

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Kesinlikle bir hastalık, zihinsel gerilik değildir, Özel öğrenme  güçlüğüdür. Zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip
olabilirler.

Dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ve matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve öğrenme becerilerinin kullanılmasında güçlüklerle kendini gösteren nörolojik temelli bir
öğrenme güçlüğüdür.  Yaygın  inanışın aksine zekayla ve çocuğun çalışmaya karşı isteksizliği ile ilgili değildir. Sonradan edinilen bir bozukluk olmamasına rağmen genellikle okul
çağında akademik başarısızlıkla farkedilir. Ancak bu açıklamalardan sonra akla şu soru geliyor; 

Özel öğrenme güçlüğü öncesi dönemde fark edilir mi?

 

Aileler okul öncesi dönemde çocuklarında birçok farklılığı görmelerine rağmen  bu  farklılıkları anlamlandıramadıkları için 'zamanla geçer' düşüncesi ile bu sorunları çoğu zaman
ertelerler. Ancak iyi bir gözlem ve yetkin  bir uzman gözüyle değerlendirildiğinde çocuğun  risk altında olup olmadığı tespit edilebilir.
   

Okul Öncesi dönemde özel öğrenme güçlüğü belirtileri nelerdir?

 

-Konuşmada gecikme
- Kelimeleri yanlış söyleme
- Kelimeleri bulmakla güçlük
- Sözcüklerin harflerini değiştirmek
- Oyunları sürdürememek, çabuk sıkılmak
- Çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada güçlük
- Sağ ve solunu karıştırma
- Ayakabılarını ters giyme
- Düz çizgi çizememe
- Daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama
- Şekilleri tersten  çizme
- Taşırmadan boyama yapamama
- Boyaları hep karalama şeklinde yapma
- Bisiklete binememe

 

Okul döneminde görülen özel eğitim güçlüğü belirtileri nelerdir?

 

- Okumadan kaçma
- Okumayı öğrenmede güçlük
- Sağ sol karıştırma
- Benzer harflari karıştırma
- Yaygın yazım hataları
- Hatırlama ve organize olmada zorluk
- Gecikmiş yada yetersiz konuşma
- Konuşurken uygun kelimeyi bulamama
- Denge ve koordinasyon bozuklukları

 

Peki tanılama nasıl yapılmalı?


 Bir çocuğa disleksi tanısı koyulabilmesi için zeka düzeyinde problem olmaması gerekmektedir.
Yani diğer alanlarda yaşıtları gibi baaşrılı veya yaşıtlarından daha becerikli olduğu halde dil problemleri yaşayan çocuklara disleksi teşhisi konulabilir. Disleksi teşhisi koymak
tamamen uzman doktorların görevidir. Dolaysıyla "Çocuğum disleksi mi?" diyen ebeveyenler  çocuk psikiyatrislerine başvurulmalıdır. Anne, baba veya çeştli  rehberler öğrenme güçlüğü belirtilerinden yola çıkarak kendilerince  disleksi teşhisi koymamalıdır.  


Öğretmen ve aieler ne yapmalı?

 

Öğretmen ve ebeveyin olarak dikkat edilmesi gereken, çocuğun duygularına kulak verip, duygusal ihtiyaçlarını belirlemeye çalışmak, duygularını ifade etmede zorluk yaşayacağından duygularını nasıl anlatması gerektiğini öğretmektir. Beklenmeyen bir davranışla veya düşük bir karneyle karşılaştığınızda 'Tembel' gibi etiketlerden uzak durulmalı, notlardan çok göstermiş olduğu  çabanın önemli olduğunu, başarmak için çabalamanın çok daha fazla olduğunu hissettirilmelidir.